monster-galatasaray:

Ne olursanız olun,ne kadar kötü oynasanız da,ne kadar çaresiz olsanız da biz sizin ARKANIZDAYIZ.Bizim savaşımız Galatasaray’dır,bu davadan ne vazgeçeriz,ne de şampiyonluk uğruna sizi satar gideriz.Biz gerçek taraftarız sizden başka bir GALATASARAY YOK! Berk İsmail başta olmak üzere gurur duyacağımız çok şeyimiz var bizim.

Sen ne olursan ol yeter ki pes etme!

Kendi bölümünüzü iyi oynayın; orası tüm onurunuzun beşiğidir.

(via hopeskyjonas)

Tek bir kelime

..Mutlu anılarla hatırlamak isteseniz de geçmişi, tek bir kötü ayrılık bütün mutlu anılarınızı silip süpürür. O ilk günlerin vermiş olduğu tutkuyu, heyecanı, mutluluğu kim geri getirmek istemez ki? 
..
Bir zamanlar her şeyiyle size ait olan o insan, şimdilerde elin  koynunda sizin paylaştığınız nefesi, kalbi paylaşıyor olduğu düşüncesi ne kadar kötü değil mi?.. Düşündükçe içinizi kemiren, sevgi yerine hissizliğin dolaştığı bir beden..
Bir zamanlar yakın olup şimdi uzak olduğunuz pek çok insan vardır hayatınıza girip çıkan. O ne koyar adama değil mi? Bazen zamanı geri çevirip istediğim o ana geri dönüp olanları değiştirmek için her şeyimi vermeye hazır olduğumu düşünüyorum, bazen de olacağı varmış deyip kadere boyun eğiyorum, acizliğe bak !
Zaman o kadar acımasız ki, iyi şeyleri getirdiği gibi geride alıyor insandan.. ”Bu kadar mutluluk sana yeter!” dermiş gibi.
..
Siz hiç birinin tek bir kelimesinden mutlu oldunuz mu ? Ben oldum..
Pek çok ağızdan duyduğunuz ”aşkım, bir tanem, hayatım” gibi basit kelimelerini güzelleştiren bir ağız, bir sesin size huzur verdiğini hissettiniz mi ?
..Ben bana huzur veren o sesin sıcaklığını özledim. O ilk günlerin verdiği tatlı rüzgarları, basit kelimeleri güzelleştiren o adamı özledim. Keşke diyeceğim ama keşke çok aciz bir kelime.. Keşke, keşke diyeceğim bir keşkem olmasaydın.

ikc

İstanbul’u bana daha bi başka sevdiren adamın öyküsü..

Konuşmaya başladığımızda o kadar masum duygularla birbirimiz üzerinde bağ kurmuştuk ki, rüyada gibiydim ve birinin beni cimcikleyerek uyandırmasını bekliyordum. Ama öyle güzel bir rüyanın en güzel iki karakterinde baş rol oynamak benim için bambaşkaydı. Hayallerinizi süsleyecek bir çifttik aslında biz ama ayrı şehirlerde iki insandık. O zamanlar mesafeleri dert etmeyecek kadar bağlıydım ona.. Kalbim hiç görmediğim birine nasıl oluyordu da böyle çarpa biliyordu? Nasıl oluyor da sürekli onu düşünür ve saçmalayarak sırıtarak buluyordum kendimi anlam veremiyordum. Onu tanıyalı daha iki gün olmasına rağmen yanımda olan insanlardan daha çok güven veriyordu bana.. daha çok bağlıydık birbirimize aslında. Mesafeleri sikip atmak bu oluyordu galiba..
..
..Ve İstanbul..
Daha bir güzel geldi o şehre indiğimde.. Kokusu bi başka, havası bi başka, huzur veriyordu insana.. Benim için İstanbul hayallerimin şehriydi taa ki ‘O’ hayatıma girene kadar..
İstanbul ayrı geldi gözüme, değeri daha fazlaydı, gözyaşı değil de güneş gülümsüyordu sanki. 
.. Buluşma anı geldiğinde kalp atışlarımın hızlandığını ve dakikaların geçmek bilmediğini hissetmiştim. Aslında hissedememiştim heyecandan titriyordum ve hiç bir şey hissedemiyordum.. Beni beğenecek mi acaba? Soğuyacak mı? Ya da sevebilecek mi beni diye o gelene kadar aklımdan milyonlarca soru geçivermişti..
Ve ona kocaman sarıldım.. Birlikte uyuduk. Birlikte uyandık.. Akşam uyurken son gördüğüm yüz, sabah uyanırken ilk gördüğüm yüz onun yüzüydü ve bu duygu paha biçilemezdi.. Yabancı olduğum duyguyu bana o yaşattı.. Ona her sarıldığımda ona gerçekten tüm benliğimle değer verdiğimi anlıyordum, hissedebiliyordum. Ama o bunu hiç bir zaman görememişti. Çünkü zamanında yediği darbeler artık onu kaya gibi sertleştirmişti ve kabuğundan çıkamıyordu. Bu yüzden de hiç bir zaman da beni gerçekten sevdiğini öğrenemedim. 
.. Benim yaptığım hatalar, aslında hata gibi gözükse de hata olmayan, hata gibi görünen o iğrenç şeyler geliverdi ardı ardına.. Hayatımda ne kadar gereksiz insan varsa bu değer verdiğim insanla arama giriverdi. Aynı şehirde ve yan yana olmamıza rağmen asıl mesafe o zaman girdi aramıza ve ben onu sonsuza kadar kaybettim.. İçim yana yana..
..O ayrılıktan sonra İstanbul’a ne kadar gitmek istesem de gidemedim. Çünkü artık İstanbul’un kokusu, ona kavuştuğum gibi kokmayacaktı.. ..Ben kendi şehrime döndüğümde beni ondan ayrı koyan, ve benim acı çekmeme sebep olan her insanı hayatımdan çıkardım. Numaramı değiştirdim vs vs..
Onu bir süre takip ettim sürekli attığı tweetleri girip okuyordum. Fours’ta yaptığı check-in ‘lere bakıp kimle nereye gitmiş diye bakıyordum ve bu yaklaşık bir ay kadar sürdü. O benden habersiz, ben ondan haberdar..
Arası aylar geçti ve benim aklıma geliverdi birden yeniden ekleyiverdim onu.. Görmesine rağmen geri dönmedi ve bende tekrar çıktım hayatından..
..
Ve yine cesaret edip bütün gururumu ayaklar altına alıp instagram’dan ekledim ve geri dönüş yaptı.. O an.. O an ne hissettiğimi bilemedim, o kadar güzel bir duyguydu ki.. Ve iki gün sonra bir günaydın mesajıyla günümü aydınlattı.. Ve o benim gözümde imkansızken şuan hayatın bana sunduğu en güzel imkan oldu
..
Şunu anladım ki, sevince vazgeçmeyin. Olmuyor deyip kestirip attığınız da sadece koca bir pişmanlık ve özlem duygusu sarıyor bedeninizi. Çabalayın!
..Çünkü hayat birine seni seviyorum demenin kararsızlığını yaşamak için çok kısa..

eskiturkfilmi:

#23NisanUlusalEgemenlikveCocukBayramı “Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek, ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz!” Mustafa Kemal Atatürk ( Bursa, 1922 )

(via hopeskyjonas)

the34mag:

ATATÜRK Çankaya Köşkü bahçesi. 10 Haziran 1921 ( GÜNAYDIN ISTANBUL, GÜNAYDIN TÜRKİYE )

the34mag:

ATATÜRK Çankaya Köşkü bahçesi. 10 Haziran 1921 ( GÜNAYDIN ISTANBUL, GÜNAYDIN TÜRKİYE )

(via hopeskyjonas)

kahrolsunsabahalarmi:

Biz Devrimi ATATÜRK’ten,Başkaldırıyı DENİZ GEZMİŞ’ten,Cesareti ERDAL EREN’den, Kavgayı YILMAZ GÜNEY’den,Sevmeyi AHMET KAYA’dan Öğrendik..

kahrolsunsabahalarmi:

Biz Devrimi ATATÜRK’ten,Başkaldırıyı DENİZ GEZMİŞ’ten,Cesareti ERDAL EREN’den, Kavgayı YILMAZ GÜNEY’den,Sevmeyi AHMET KAYA’dan Öğrendik..

(via hopeskyjonas)

O, bize çocukluğumuzu daha iyi şartlarda yaşayalım diye kendi çocukluğunu yaşayamadı.

Herkesin imrenerek bahsettiği bir Liderim var benim. “Mustafa Kemal Atatürk”

"Ben 4 tane adama saygı duyarım;
İnandığı dava için sandalyeye tekme vuran DENİZ GEZMİŞ’e
Vatan sevdası yüzünden vatanından cüda edilen NAZIM HİKMET’e
Vatanı yüzünden kalemi kırılan UĞUR MUMCU’ya
5 yıllık başbakanlık hayatı boyunca Reno 19’dan başka arabaya binmeyen BÜLENT ECEVİT’e…
”ATATÜRK’ü sevmeyen adam benimle ahbap olamaz ! ”"

— Volkan Konak (via noramccarthy)

demiiismylifeee:

Bundan daha güzel tesadüf olabilir mi?

demiiismylifeee:

Bundan daha güzel tesadüf olabilir mi?

Follow @beyzusays